YASA TASARISI VE SORUNLAR ÜZERİNE NET GÖRÜŞLER…

22 Temmuz 2008

                    

                        Bundan  önceki yazımda şu andaki yazımın konusunun ‘Emlak Müşavirliği Yasa Tasarısı’ üzerine olacağını duyurmuştum. Beni takip edenler hatırlayabilir. Yasa Tasarısına ilişkin son yazılarımı 2006 yılı sonu ile 2007 yılı başlarında ‘Emlak Müşavirliği Yasa Tasarısına Karşıyım’ 1,2,3 başlığı altında yazmıştım. Yani peşi sıra  üç yazı ile ancak düşüncelerimi ifade edebilmiştim. Çok iyi hatırlıyorum olumlu ve olumsuz çok sayıda tepki almıştım.

                        Şöyle bir bakıyorum o günden bugüne neler değişmiş diye. Sadece Mortgage(tutsat) yasası çıkmış ancak değişen fazlada bir şey olmamış gibi görünüyor.

                        Değişen fazla bir şey olmamış derken mortgage yasasının piyasadaki getirdiği değişikliklerden bahsediyorum. Zira tüketici hala eskiden olduğu gibi almayı düşündüğü konut için seçtiği Bankaya müracaat ediyor. Banka yine çalıştığı değerleme şirketi vasıtasıyla eksper gönderip ekspertiz raporu hazırlatıyor. Bunu dosya gideri diye tüketicisine yansıtarak ücretini alıyor. Ekspertiz raporuna göre çıkan değer üzerinden hesaplama yapılarak tüketicisinin tercih ettiği konut kredi enstrümanlarından birini kullandırıyor demeyi çok isterdim. Zira Mortgage yasasının esas gayesi ekonomik platformda tüketiciye çeşitli kredi enstrümanları sunmak ve akabinde ipoteklerin menkul kıymete dönüştürülmesi idi. Ancak bu o kadar kolay değil. Bunun için çok güçlü siyasi ve ekonomik istikrar gerekiyor. Kaldı ki bu yılın başından itibaren Mortgage konusunda en deneyimli ve en güçlü ekonomiye sahip ABD’de yaşanan ve neredeyse bütün dünyayı saran Mortgage kaynaklı krizden sonra Türkiye’de Mortgage yasasına daha mesafeli  ve daha sağlam durmak gerektiği gerçeği ile karşı karşıya kalmış görünmektedir. Bu konuda unutulmaması gereken en önemli husus şudur. Bankaların Mortgage yasası çıktıktan sonra piyasaya sundukları konut kredisi  enstrümanlarına karşın tüketicilerin neredeyse tamamına yakın kısmı hala Mortgage yasalaşmadan önce olduğu gibi sabit konut kredisini tercih etmektedir. Bunu da ifade ettikten sonra Mortgage yasası ile birlikte piyasada değerleme şirketleri,değerleme uzmanları,broker’lar ve gelecekte konut değerleme uzmanlarının  önemli olacağı gerçeği de unutulmamalıdır.

                        Piyasanın Mortgage tarafı böyle  peki diğer tarafta kimler var. Yasa tasarı taslağında adı ‘Emlak Müşavirliği’ diye geçtiği için Emlak Müşavirleri var. Belki yetişme açısından bakıldığında yanında çalışan Emlak Komisyoncuları var. Halihazırda bu grubun bir yasası varmı? Yok tabii ki. Ne var peki.Bana göre geçicide olsa genel olarak ‘Emlakçılık’işini yapanları kapsayan ancak hayata geçirilememiş sahip çıkılamamış 08.Temmuz.2003 tarihinde 25162 sayılı Resmi Gazetede ‘EMLAK KOMİSYONCULUĞU HİZMETLERİ GENEL KURALLAR’ başlığıyla yayınlanan ‘MESLEKİ STANDART TEBLİĞİ’ var.  Bu konudaki gerçek şudur. Bu tebliğ ‘Türk Standartları Enstitüsü Hizmet Standartları Hazırlık Grubunca’ hazırlanmış olup Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğünce yürütülmektedir. Bu kadar zaman geçmesine karşın getirdiği Emlak Müşavirliği  yapanların sertifika kazanımı olmuştur. Bu husus ayrı bir inceleme ve yazı konusudur. Kısacası Emlak Müşavirliği yapanlara Ticaret Odasına kayıtlı isler Ticaret Odalarının,Esnaf Odasına bağlı iseler Esnaf Odalarının açmış olduğu kurslara katılarak zorunlu olarak sertifika alma zorunluluğu getirilmiştir. Burada bir hususa daha dikkat çekmek gerekmektedir. Adına ne derseniz deyin ister kanundaki boşluklar,isterseniz politika deyin 1999 yılına kadar Emlak işi yapan tacirler sadece Ticaret Odalarına üye olurken 22.Ocak.1999 yılında 23588 sayılı Resmi gazetede yayınlanan karar gereğince artık ‘Esnaf Sanatkarlar’ bünyesinde kurulan Emlak Meslek Odalarına da üye olabilmektedir. Bu ayırımdan dolayı  tüm Emlak işi yapmakta olanları tek çatı altında toplamak mümkün olamayacağı gibi sorunların çözümünün zorlaşacağı kaçınılmaz gibi görünmektedir.

                           Çok önemli gördüğüm bir konuda herkesin bildiği üzere bir gayrimenkulun gerçek satış değeri ile beyan değerinin çoğu zaman birbirini tutmaması meselesidir. Bu durum inşaatın başından itibaren değerlendirildiğinde tahmin edileceği gibi tapu harcı,KDV ve gelir vergisi yönünden  kayba neden olmaktadır. Uzmanlar genel olarak en büyük vergi kaybının ilk üretimde olduğunu ifade etmektedirler. Bunun önlenebilmesi alıcı ile satıcı arasındaki menfaatlerin ortadan kaldırılması ile gerçekleşebilir.

                           Netice;İşte tamda burada son bahsettiğim konu kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması gibi görülebilir ancak ,gerek birinci gerekse ikinci el konut satışları ile bu ve bunun gibi yazımın içinde geçen birçok aksaklığın ortadan kaldırılabilmesi için Hükümetimize büyük iş düşmektedir. Yani gayrimenkul piyasasının alt ve üst yapısının mutlaka yeniden ele alınması gerekmektedir. Sorunlar büyümüş ve büyümeye devam etmektedir. Mortgage yasası,brokerlığı,değerleme şirketleri,değerleme uzmanlığı,konut değerleme uzmanlığı,emlak müşavirliği,emlak komisyonculuğu,mesleki standart tebliği,Tapu ve Kadastro ve çıkarılacak Yasalar başlı başına  ana ve  bağımsız konular olsa dahi birbiriyle yakın ilişki içindedirler. Bana göre bu konulara tek elden bakılarak sorunların kısa sürede çözülebilmesi  tamamının tek elden yürütülmesi ile mümkün olabilir. Bu açıdan bakıldığında Hükümetimize acizane çağrı ve önerim hangi Bakanlığa bağlanır bilemem ama bu sorunları çözebilecek acil bir  GAYRİMENKUL MÜSTEŞARLIĞI’nın kurulmasıdır.

                                                     Resul  MEDİN                                                     EMLAKİUM Yönetim Kurulu Başkanı                                                                                                                                                 www.resmed@ttmail.com                                                         www.emlakium.com

 

 

 

HER TARAF ALLAK BULLAK…

05 Temmuz 2008

                

          

 

                            Bugüne kadar  bu çok kriz üst üste gelmemişti.

                            Gerçektende her taraf allak bullak oldu.

                             Aslında yazımı geçen hafta başında yazacaktım ama bir türlü yazmak içimden gelmedi.

                             Editörümüz Ayşe Yılmaz’a mail gönderdim yazımı daha sonra göndereceğim diye.

                             Neden mi?

                             Hemen söyleyeyim, önümüzdeki günlerde enteresan gelişmeler olacak gibi görünüyor, bekleyelim görelim yazımı gönderirim demiştim.

                             Keşke demez olsaydım ve içinde bulunduğumuz bu zor günleri yaşamıyor olsaydık

                             Bir anda gündemin ilk sırasına neyi koyacağımızı hep birlikte şaşırdık

                             Haftalardır AKP’nin kapatılma davası ilk sırada yer alırken birde Ergenekon davası çıktı

                             Ortalık toz duman ,şimdi herkes bu davayı konuşuyor.

                              Neler olacağı ve ne şekilde sonuçlanacağı  merak ediliyor.

                              Tüm gazeteler ve televizyonlar bununla meşgul. Gazetelerin sayfaları bu konuyla dolu. Televizyonlarda ise bir uzman gidiyor biri geliyor herkes durumu yorumluyor.

                               Ben ve benim gibi gayrimenkul sektörünü yorumlayanlar ise eskiden olduğu gibi piyasanın parlak günlerini yazacağımız günleri arıyoruz.

                               Durum gerçekten de iyi görünmüyor.

                               Bir tarafta yukarıda da söylediğim gibi bana göre ilk sırada AKP kapatma davası. Peşinde Ergenekon davası. Sonra petrol fiyatlarının aşırı yükselmiş olması. Şimdi birde General Motor’un içine düştüğü krizle birlikte işten çıkarılma korkuları. Ve de önümüzdeki günlerde açıklandığında  genel olarak hiçte olumlu beklenmeyen Banka bilançoları.

                                Daha ne söyleyeyim bunlar yeterli sanırım.

                                Ancak şunu iyi biliniz ki gerçektende bunları yazarken çok üzülüyorum.

                                Hatta bazı dostlarımın yazdıklarımın üzerine yine kriz senaryoları diye düşünmemelerini ummak istiyorum.

                                Ama ne yapayım ki gerçeklerden asla kaçamayız değil mi?

                                Neticeye gelindiğinde siyasi istikrarın bozulması,bunun yanında ekonominin de kötü sinyaller vermeye başlamış olması ,Borsanın aşırı değer kaybetmesi,dövizdeki yükselişler ve bizim sektörümüz için en önemlisi faizlerin %24 seviyelerine çıkmış olması bugünlerde piyasa açısından çok kötü sinyallerdir. Zira faizlerin yükselmesi demek konut kredi faizlerinin de yükselmesine neden olacağından  bu günlerde konut kredisi kullanmak isteyenleri de  frenleyecektir.

                                Zaten Bekle-Gör dönemine girmiş olan yatırımcılar yanında ferdi tüketicilerin büyük bölümünün de bu yolu seçeceği piyasamızda en çok konuşulanların başında gelmektedir.

                                Kısacası dünya ekonomisi kriz yaşamaktadır. Ancak bizler bu krizi birde siyasi olarak yaşadığımız için etkilerini daha fazla görmekteyiz.

                                Ancak unutulmamalıdır ki; her şeye rağmen   en önemli yatırım aracı gayrimenkuldür.

                                Önümüzdeki yazımda bütün Emlakçıları yakından ilgilendiren ‘Emlak Müşavirliği Yasa Tasarısı’ gibi en önemli bir konudaki en son düşündüklerimi paylaşacağım. Bilindiği gibi Mortgage (Tutsat) yasası çıktıktan sonra piyasa anlaşılmaz bir durum içine girdi. Ben bu konudaki düşüncelerimi bazı meslektaşlarımla ve özellikle de en yakınımdaki Onursal Başkanı olduğum EMFED(Emlak Müşavirleri Federasyonu)Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri ile paylaştım. Bakalım yazımdan sonra ne gibi tepkiler alacağım şimdiden merak ediyorum.

                              Temennim odur ki son günlerde yaşamakta olduğumuz krizden Türkiye’nin aşırı etkilenmemesidir. Bu krizin yaralarını hem siyasi hem de ekonomik yönden en kısa sürede sarabilirsek piyasanın rahatlayacağını ümit ediyorum. Herkesin hayalindeki  eve  kavuşması dileklerimle.

                                                     Resul  MEDİN                                                     EMLAKİUM Yönetim Kurulu Başkanı                                                                                                                                                 www.resmed@ttmail.com                                                         www.emlakium.com

ÖRGÜTLENME NASIL OLMALIDIR. ?

10 Haziran 2008

ÖRGÜTLENME NASIL OLMALIDIR. ?

 

    Örgütsel kültür, kurumun bireyleri yada bir amaç için bir araya gelmiş insanların ortak değerleridir. Bütünleşme ve kaynaşma kurumların amacıdır. Bütünleşme, ortak hedef için bir araya gelmiş insanların paylaştıkları bir takım değerler, inançlar, normlar aracılığıyla kurumla ve kurumun amaçlarıyla bütünleşmelidir. Buna bağlı olarak güçlü bir kuruma sahip olmak için kurum içindeki üyelerin arasında dostluk, samimiyet ve duygusal bir bağ olmalıdır.

 

   Peki ortak hedefler için kurulmuş sağlıklı bir kurumda neler olmalıdır.

 

1-ÇEVRE: Çevre kurumun yaşamını sürekli kılabilmesi için neyi yapıp, neyi yapmaması gerektiğini belirleyen dış etkendir.

 

2-DEĞERLER : Ortak hedefler için bir araya gelen insanların olayları, tutum ve davranışları değerlendirmede benimsemiş oldukları ölçülerdir.

 

3-TÖREN VE TOPLANTILAR: Kurumun günlük çalışma saatleri içinde veya dışında  üyelerin bir araya gelmesi, ilerisi için kurumdan ne beklediklerini, kurumun topluma tanıtılması, ortak hedeflerin belirtilmesi amacıyla yapılan etkinliklerdir.

 

4-KAHRAMANLAR: Kurum içinde örnek çalışmasıyla, kurum içindeki diğer üyelere model oluşturan, kurumsal değerlerin yerleşmesini sağlayan kişilerdir.

 

   2007 yılında kurulan EMFED (Emlak Müşavirleri Federasyonu) Emlakçılık mesleğini yapan bizlerin bir araya gelmesini, ortak değerlerimize sahip çıkılması, emlakçılar arasında dayanışmayı güçlendirmek, emlakçılık mesleğinin yasallaşması için gerekli çalışmaları yapmak, emlakçılık seminerleri, kursları, panellerini düzenlemek, meslek adına daha sağlıklı çalışmalar yaparak kurum içinde sağlıklı örgütlenmeyi sağlamaktır.

   İçinde bulunduğumuz 2008 yılının 04 NİSAN da Gayrettepe DEDEMAN otel de bir panel düzenledik, bu panelin asıl amacı emlak işi yapan bizlerin piyasanın içinde bulunduğu durumu değerlendirmek, meslek adına dayanışmayı güçlendirmek, bir kurum olduğumuzu, ilerisi için sağlıklı adımlar atmak, " EMLAKÇILIK ZİRVESİ " ni sürekli hale getirerek her yıl yapmak için ilk adımı atmış olduk…

    Ancak panelden sonra bu işi iyi yaptığını sanan meslektaşlarımızdan takdir alacağımıza acımasız eleştiriler aldık. Peki sormak istiyorum bu meslektaşlarımız bu meslek adına neler yaptılar;

 

Fikir üreterek mi ?

Fikir üretmek çok güzeldir ancak, bizler iş istiyoruz, bizler laf ebeliği, kuru gürültü, fikir babaları değil, söylediğinin arkasında duran, söylediği fikre sahip çıkan, sağlıklı eleştiri yapan, köstek değil destek olan dostları aramızda görmek istiyoruz.

 

Sürekli eleştiri yaparak mı ?

Bakıyorum bazı arkadaşlarımız sürekli sağı solu eleştirerek meslek adına güzel şeyler yaptığını sanıyorlar. Arkadaşlar eleştiri yapıcı olduğu sürece iyidir. Büyük olmak istiyorsak çevremizde yapılan iyi şeyleri eleştireceğimize onlar gibi iyi şeyler yapalım, onları örnek alalım, onların yaptığının daha iyisini yapmak için dayanışma içinde olalım, takdir edelim ki takdir görelim…

 

Emlak portalları kurarak mı ?

Evet emlakçıların sırtında para kazanmak isteyen sizler kurduğunuz portallarla meslek adına iyi şeyler yaptığınızı sanıyorsunuz. Pasif, piyasa da talep görmeyen, reytingi olmayan, sınırlı ziyaretçi sayısı olan bu portallar sadece sizleri zenginleştirebilir ama meslek adına bizlere bir şeyler vermeyecektir.

 

Burada amacım kimseyi incitmek değil sadece ortak hedefe koşmamız, yapıcı olmamız, ortak hedef için kenetlenmemiz gerektiğini, bu yıkıcı eleştirilerden vazgeçerek, yapıcı olmaya, ortak hedeflere doğru gitmemiz konusunda bizlere yardımcı olmanızı, köstek olmaya değil, destek olmaya sizleri çağırıyoruz. Saygılarımla…

 

Mehmet KEKLİK

MKE GAYRİMENKUL

 

 

 

 

 

EMLAK DÜNYASINA YÖN VEREN HARİKA GELİŞMELER YAŞIYORUZ.

29 Mayıs 2008

     

Emlak sektörü kıpır kıpır,çıta gittikçe yükseliyor harika baş döndürücü hızla seyreden gelişmeler yaşanıyor.Nelermiş bu gelişmeler ?

 

Türkiye genellinde ve özellikle İstanbul’daki bölünmüşlüğe son vermek  esnaf veya tacir ayırımı yapmadan tüm emlakçıları tek çatı altında birleştirmek amacıyla Emlak Müşavirleri Federasyonu kuruldu(EMFED) yaptığı ilk genel kurul dan sadece 1 ay sonra  kuruluşunun 8 inci ayında düzenlediği “Gayrimenkul Zirvesi 2008” konulu panelde ülkemizin önde gelen isimleri “ekonomik durgunlukta emlakçılık ve sorunları ayrıca Mortgage krizinin Türkiye’ye yansımaları” konularında bilgi verdiler panel rekor bir katılımla sonuçlanmış ve mesleğimiz adına çok yararlı bir çalışma olmuştur.

 

7 Aralık 2007 tarihinde Eğitimli Emlakçılar Derneği  ‘Birinci ve İkinci El Konut Piyasalarında Son Durum – Konut Kredileri – Tapuda İşlem Yetkisi’ konulu panel düzenledi, konut satışlarındaki durum incelendi. Emlakçıların  katıldığı panelde sektörde söz sahibi ve konunun uzmanı olan 6 konuşmacı yer aldı. Kışın ortasında ve merkeze uzak bir otelde yapılan bu panele 145 meslektaşımızın katılması emlakçıların mesleklerine olan duyarlıklarını açık bir göstergesidir.

 

Önümüzdeki aylarda düzenlenecek olan çok önemli organizasyonların içeriğine bakıp ta bir emlakçı olarak heyecan ve gurur duymamak mümkün değil.Ülkemizdeki Emlakçılığın ne kadar hızlı geliştiğini sadece bu son gelişmelerden görmek Türkiye’deki emlakçılar bu ruh ve dinamizmle  devam ederlerse önümüzdeki yıllarda   dünya emlak sektöründe başrol oynayacaklar demek kesinlikle abartı değildir.

 

4-5 Haziran 2008 tarihinde Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği tarafından düzenlenecek olan  “Gayrimenkul Zirvesi 8” Türkiye’nin 100 yıllık Gayrimenkul Potansiyeli konulu ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)T.C.Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ),European Public Real Estate Association (EPRA),Eurocatalyst,Federation of American Scientist (FAS),National Association or Reaş Estate İnvestment Trusts(NAREİT), Pricewaterhouse Coopers ve Urban Land İnsitute (ULİ) tarafından desteklenen ve uluslar arası bir nitelikte taşıyan zirvenin sadece gündemine

ve katılımcılarına şöyle bir göz atmak bile bunun çok değil 10 sene önce mümkün olacağını hayal etmek bile zordu.

 

 

13-15 Ekim 2008 tarihleri arasında Uluslararası önem taşıyan ve İstanbul Emlak Komisyoncular odası Yönetimi tarafından Emlak Sektöründe Sürdürülebilir Rekabet Üstünlüğütema’lı “Uluslararası 14.Cerean Yıllık Konferansı” nı İstanbul’da düzenleme başarısı elde edilmiş olması da önemli ve mesleğimiz adına çok sevindirici bir gelişmedir.

Programı henüz belli olmayan bu konferansın ülkemizde yapılıyor olması dünyadaki yerimizi gösteren bir pusula olarak ta kabul edilebilir.

 

 

Bu gelişmelerin yanı sıra emlak sektörüne yönelik Birçok  fuarlar düzenlenmekte. Üniversitelerde okullu emlakçılar ordusu yetişmekte.Odaların ,derneklerin, özel kuruluşların,halk eğitim merkezlerinin verdikleri emlakçılık,yatırım , danışmanlık ve  değerleme kursları, Banka ve Bankacıların emlakçılara yaklaşımları verdikleri önem, sayısı yüzleri geçen irili ufaklı Emlak arama portalları.

Tüm bu  gelişmeleri dikkatlice incelediğimizde  sektörün bugünkü durumu görülebilmektedir ama aynı zamanda ortak sorunlar ortaya çıkmaktadır.

 Rekabet ve Etik kurallara uymayan ama kanunen sakıncası olmayan durumlarla karşı karşıya kalabilmekteyiz en son örneklerden vermek gerekiyorsa İnternet üzerinden çalışan emlak portallarındaki denge bozuklukları emlakçıların haklı olarak rahatsız oldukları hususlardan birisi bu sitelerin hizmetlerinden  mal sahiplerinin ücretsiz ama emlakçıların ücretli yararlanmalarıdır.

Bu husustaki en sevindirici gelişme İstanbulda önemli sayıda üyesi bulunan Emlakçılar esnaf odasının alternatif eşit şartlarda ücretlendirme yapan emlakportallara yönelmesi ve izlediğim kadarıyla diğer portallara rest çekmeleridir.

 

Sektörümüzdeki olumlu olumsuz tüm gelişmeleri detayları ile ele almak,geleceğe dönük beklentilerimizi tespit etmek,gelişmelere tüm emlakçıları hazırlamak sorunlarımıza çözüm üretebilmek için Oda,Federasyon,Dernek,Bayilik veren şirketler,Bölge emlakçıları,tacir-esnaf ayrımı yapmadan birleşmek gerekmektedir.

 

Saygılarımla

 

Rıza Kaymakcı

 

İstanbulEmlak Müşavirleri Derneği Başkanı

30 Nisan 2008

  KRİZİN NERESİNDEYİZ…..

            

                           Gerçekten herkes merak ediyor, krizin neresindeyiz diye..

                            Bunun için son bir ayı irdelemek gerekir,neler olmuş ana başlıklar nedir ?

                            Şöylesine bir baktım ,geçen yazımdan bu yana değişen pek fazla bir şeyin olmadığını gözlemledim.                            Gerçekten de emlak  piyasası hiç bu kadar Amerika ve dünya piyasasına bağımlı olmamıştı.

                             Bir tarafta durgunluk var, diğer tarafta gayrimenkul dünyasının tartışmasız en büyük markası Donald J.Trump bile Avrupa’da ilk projesi için Türkiye’yi seçiyor. Bunlar olumlu gelişmeler olarak görülebilir.

                             Diğer olumlu bir gelişme ise Mecidiyeköy’de Tekel’e ait eski likör fabrikası arazisi rekor bir fiyatla takriben metrekare bazında 11.350dolar fiyatla satıldı. Her ne kadar ihaleye bir grubun iştiraki ile satışın gerçekleşmiş olması şaşkınlık yaratmışsa da bence önemli olan imar durumunun inşaat aşamasında aynen muhafaza edilmesidir.

                              Demek ki Türkiye inşaatta büyük fırsatlar barındırıyor…

                              Olumsuzluklara bakınca kredi derecelendirme kuruluşu S&P’nın yayınladığı rapora göre, küresel kredi sıkıntısı en fazla Doğu Avrupa ülkelerini etkileyecek. Türkiye ise en kırılgan 5’inci ülke konumunda…

                              Merkez Bankası Başkanı 76.Olağan Genel Kurul toplantısında reel sektöre hayati uyarılarda bulundu. Kırılganlık azaldı diye risk yok sanılmasın diyerek olumsuzluğun süreceğini bildirdi. Amerika Merkez Bankasının mortgage kaynaklı resesyon(durgunluk) nedeniyle önümüzdeki günlerde faiz indirimine tekrar gideceği uzmanlarca söyleniyor. Bizde ise Merkez Bankasının faiz artırımına  gideceği konuşuluyor.

                                Türkiye’de gayrimenkul sektöründe Amerika kaynaklı krizden 3-4 ay öncesinde başlayan durgunluk halen devam etmektedir. Belirsizlik nedeniyle daha da sürmesi kaçınılmazdır. Gıdada yaşanan inanılmaz fiyat artışlarına rağmen konut fiyatları artmamıştır. Hatta düşme eğilimi içinde olduğunu dahi söyleyebiliriz.

                                  Peki böyle bir durumda sektördeki durgunluk fırsat yaratabilir mi? sorusu önem kazanmaktadır.

                                   Pek tabii ki yaratabilir. Zaten bazı firmalar kredi miktarını konut değerinin % 95’ine çıkardılar. Peşinatları  % 10’lar seviyesine kadar düşürdüler,taksitleri ertelediler. Gayrimenkul piyasasındaki arzın fazlalığı talebin darlığını gören firmalar çeşitli yöntemleri her dönemde tüketici ve yatırımcılara sunmuşlardır.

                                    Bende 27.Nisan.2008 Pazar günkü Bugün gazetesinde yayınlanan demecimde ‘Gayrimenkul riski en düşük yatırım aracı. Şu anda çok uygun fiyatlı ve ödeme kolaylığı sağlayan projeler var. Doğru projeyi bulan beklemesin’ dedim.

                                     Tamda burada bir konuyu söylemem gerekiyor. Ben Borsa-Döviz-Faiz üçgeni diye nitelendirilen ekonomi enstrümanlarının en başına daima gayrimenkul yatırımını koymuşumdur. Yatırımcı ve tüketici için en çok getiri sağlayan daima gayrimenkul olmuştur. Herkese tavsiyem de bu yöndedir.

                                      Amerika’da aylar önce başlayan ve halen devam etmekte olan Mortgage kaynaklı kriz tüm dünyayı inanılmaz boyutlarda etkiliyor. Hatta krizin gerçek etkisi yanında birde psikolojik etkisi neticesi yatırımcı ve tüketiciler tam bir Bekle-Gör  dönemi içine girmişlerdir.

                                      Her şeye rağmen yukarıda da belirttiğim gibi en önemli yatırım aracı gayrimenkuldür. Ben yatırımcı ve tüketicilere  öncelikli olarak güvenebilecekleri bir Emlak Müşaviri bulmalarını öneririm. Bu yönde hareket edildiğinde size sunulacak olan portföy içinde seçme zorluğu yaşayabileceğinizi dahi söyleyebilirim. Ancak özellikle yatırımcılar ve konut sahipleri öncelikli olarak yatırımlarını arsaya yapmalıdırlar. Zira gayrimenkul içinde yatırımcısına  en fazla getiriyi arsa sağlamıştır. İyi bölgeler tercih edildiğinde daha yıl geçmeden 4-5 misli getiri sağlayan arsalar bulunabileceği daima gözönünde bulundurulmalıdır.

                                     Temennim odur ki uzmanların son günlerde daha sıkça vurguladıkları krizden Türkiye’nin etkilenmemesidir. Herkesin hayalindeki  eve  kavuşması dileklerimle.

                                                     Resul  MEDİN                                                     EMLAKİUM Yönetim Kurulu Başkanı                                                                                                                                                 www.resmed@ttmail.com                                                         www.emlakium.com 

                                                                                                                                                                                                                                                     

                            

PANELİN ARDINDAN ….

14 Nisan 2008

                                      Emlak Dünyası  Emlak Müşavirleri Federasyonu yani kısa yazılımıyla EMFED tarafından 04.Nisan.2008 tarihinde düzenlenmiş bulunan panele kilitlenmişti. Panel gerek  tanınmış simalardan oluşan panelist ve konuşmacıları gerekse katılımcıların yoğun ilgisi nedeniyle gerçekten çok parlak ve verimli geçti.

                                      Oturum Başkanlığı tarafımdan yürütüldü. Açılış konuşmasını Emfed Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Kaymakçı yaptı. Özellikle Emlak Müşavirleri arasında resmi üyelik açısından İTO ve Esnaf Odası ayrıcalığı nedeniyle iki başlılık bulunduğunu vede Emfed’in kurulmasının asıl gayesinin bu ayrıcalığın bir nebze ortadan kaldırılabilmesi için ayni çatı altında toplanmak olduğunu  söylediler. Bu hususta doğru adresin yani birlik ve beraberliğin tesisi için artık Emfed’in bulunduğunu ifade ederek sözü oturumu yönetmek üzere bana verdi. Bende  şu anda içinde bulunduğumuz Amerika’da başlayan Mortgage kaynaklı ekonomik krizi ifade ederek  Dünyadan Türkiye’ye bakıldığında bu krizin neresinde olduğumuz sorusuyla sözü Bülent Akarcalı’ya verdim. Eski Bakanlarımızdan Bülent Akarcalı Türkiye’de henüz Mortgage sisteminin olmadığından bahisle Amerika kaynaklı krizin Türkiye’yi de etkileyeceğini ancak gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye’den daha dinamik bir ülke olmadığından krizdeki yerimizin diğer ülkelere nazaran daha rahat olacağını ifade ettiler. Türk müteahhitlerinin dünyada çok etkili olduğunu söyleyerek sektör yabancılar tarafından tam bir cazibe merkezi dediler. Daha sonra Sigorta ve yazlıkçıların durumlarını da başlıklar olarak altını çizdikten sonra bu sektörün en önemli meselesinin kendisini düzene sokmasıdır diyerek bir an önce Yasanın çıkmasının sağlanması gerektiğine işaret ederek konuşmalarını tamamladılar.

                                      İkinci panelistimiz Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği eski Başkanı Müslüm Demirbilek idi. Kendilerine yine Amerika kaynaklı kriz ve özellikle Mortgage hususundaki görüşlerini sordum. Müslüm Demirbilek sözlerine tüm dünyadaki krizleri kronolojik olarak sayarak söze girdi. Ancak içinde bulunduğumuz krizi benimde söylemlerimde kullandığım en gıcık kriz ve ayni zamanda en orjinal kriz olarak nitelendirdi. Daha sonra  teknik bilgiler vererek Türkiye’de uygulanmakta olan sistemin Amerika’da olduğu gibi Mortgage krizi getirmeyeceğini buna mukabil durgunluk olacağını ve fiyatların düşeceğini ancak ağır bir bunalım olmayacağını söylerken bunu da Amerika’nın likidite durumunu çözerek müdahalede bulunmasına bağladılar. Türkiye’nin üzerine düşen reform yapmaya devam etmektir diyerek sözlerini tamamladılar.

                                       Üçüncü panelistimiz çok renkli simalardan birisi hocamız Prof.Dr.Şükrü Kızılot idi. Hocamız her zaman olduğu gibi konuşmaları esnasında üç fıkra ile öyle mesajlar verdi ki herkesi hem düşündürdü hem de parmak ısıttırdı. Hocam da durumun oldukça ciddi olduğunun altını çizdi. Özellikle yakında çıkartılması planlanan bir yasa tasarısını yarınki yazımda bunu yazdım ancak ilk defa burada açıklamak istiyorum diyerek ‘Veraset ve intikal vergisi’ hususunu uzun uzadı ya anlattılar. Yaşadığımız ülkede insanların eşine çocuğuna ev alması yaygındır. Çıkarılması planlanan yeni yasayla bir kişinin annesine,babasına,eşine ,çocuğuna,kardeşine hatta üçüncü kişilere ev alması bir kazanç olarak kabul edilecek ve gelir vergisine tabi olacak diyerek başka konuların da altını başlıklar halinde şöylece çizdi. Tapu harcı gerçek alım satım değeri üzerinden alınacak;Emekliler ve özürlülerde emlak vergisi verecek;Emlak vergisi %50 zamlanacak  diyerek yeni vergileri anlatarak konuşmasını tamamladılar.

                                        Son panelistimiz ise İstanbul İnşaatçılar Derneği Genel Başkanı Yaşar Aşçıoğlu idi. Kendileri bizzat yaşadığı yaşamdaki inşaatçılığın yerini ve nasıl yetiştiğini anlattı. Bu arada mahallenin insanın yetişmesine sosyal olarak ne verdiğini sorguladı. İstanbul Türkiye’nin vizyon başkentidir ancak birçoğumuz İstanbul’u katlettik ama  imkan var artık lüks ve konforlu binalar yapılmalıdır, yapı kalitesi çıtasını yukarı çıkarmamız gereklidir diyerek büyük düşünmeliyiz dediler. Konutlar için alınan KDV anlayışının ilerlemeyi durduran bir anlayış olduğunu ifade ettikten sonra kriz konusunda bende ayni düşüncedeyim,Amerika’da kriz var; Türkiye’de ise yapay bir kriz yaratılmaya çalışılıyor ,bazı güçler bizi geri çekmek istiyorlar,bürokrasinin zorluklarını yaşamaya devam ediyoruz diyerek sözlerini tamamladılar.                                          

                                           Daha sonra panelde bazı konuşmacılarda görüşlerini kürsüden ifade ettiler. Ancak  emlak müşavirlerinin durumlarını ve sorunlarını tam bir bütünlük içinde anlatan ayni zamanda İTO Emlak Müşavirleri Komite Üyesi Nuri Özelmacıklı’nın konuşması bana göre çok önemli idi. Konuşmasının ana başlıklarını ‘Emlak Müşavirliği Yasa Tasarısı’ ile ‘Mecburi Standart Tebliği’ oluşturuyordu. Özelmacıklı bu konularda gerekli analizleri yaparak bundan böyle neler yapılması gerektiği hususları ve kriz konusundaki görüşlerini ifade ederek konuşmasını bitirdiler.

                                            Paneli kapatmadan önce katılımcılar tarafından sorulan sorular cevaplandırılmaya çalışıldı. Bilahare  panelin genel bir değerlendirmesini yaparken EMFED tarafından düzenlenen ‘Gayrimenkul Zirvesi 2008’ana başlıklı panelin ilk olduğunu bundan böyle geleneksel olarak yapılacağını söyleyerek paneli kapattım. Bundan sonraki yazımda  gerek panelde işlenen konular,gerekse şu anda etkileşimi hala devam etmekte olan Amerika kaynaklı Mortgage krizi ve gayrimenkul piyasamıza yapacağı etkileri değerlendireceğim.

 

.

                                                                                    Resul  MEDİN  

                                                                 

                                                                  EMLAKİUM Yönetim Kurulu    Başkanı                                                                                                            www.resmed@ttnet.net.tr

                                                                                  www.emlakium.com

 

PERİ PADİŞAHI

14 Nisan 2008
PERİ PADİŞAHI

Bir varmış bir yokmuş zamanın birinde Kaskonya Cumhuriyeti`nde
emlâk işi yapanların, bir çok çabalarla kurdukları Ticaret Odasındaki
komiteleri ve Meslek odaları varmış.
Buralara gün gelmiş binlerce üye kaliteli bir meslekî oluşum için kayıt yaptırmış. Her nedense üye olurken,
ne tüzükleri ne de üye listeleri yeni üyelere verilmez, çeşitli
rivayetler uydurulup ertelenirmiş.
Üyelerin çoğu bu kurumlar ne iş yapar?
Bu güne kadar hangi başarılara imza atıldı?
Bunları kim denetler?
Bunlar nasıl seçilir?
Aylık, Yıllık,…hedefleri nedir?
Ne bilen varmış ne de soran, bir ölü toprağı mesleğin üzerine atılmış ve herkes mışıl mışıl uyuyormuş.
Bir gün peri padişahı bu ülkeye gelip,
-?be hey gafiller, siz cumhuriyeti kurmadınız mı?
"Niçin demokratik mücadelenizi yapıp kendi kendinizi mutlu bir şekilde yönetmiyorsunuz"?
deyince bir çocuk çıkıp, ?bize başkentte Cin Ali isminde, X kentte falanca isminde, Y kentte filanca isminde gafletteki cinler büyü yaptı?, ne olur bizi kurtarın demiş.
Peri padişahı da çocuğu kırmamış ve büyüleri bozmuş.
Ertesi sabah, bütün ülkedeki Emlâk işi ile uğraşan
Ticaret Odası Emlâkçiler Komitesi üyelerine tüzük ve üye listesi dağıtılmış.
Aynı uygulama esnaf odalarına bağlı Emlâkçiler Meslek Odası tarafından da yapılmış. Üyeler aylık yapılanlar ve yapılacak olanlar ile ilgili raporlar almaya başlamışlar, meslekî her konuda ilerlemeler hız kazanmış,…
Böylece odaların görevleri sır olmaktan kurtulmuş.
Üye listeleri sayesinde, korsan olmayan meslektaşlar
birbirleri ile tanışıp çalışmaya başlamış.
Nerdeyse her ay odalar tarafından denetim ve kontroller
şehrin en ücra köşesine kadar yapılır olmuş.
Odalar, korsan emlâk işi yapanları
( iş yeri açma belgesi olmayanları ) belediyeye,
vergi levhası olmayanları maliyeye resmi yazı ile bildirip, takip etmeye başlamışlar.
Odalar Mesleki eğitimlerin kalitesini o derece yükseltmiş ki; her meslektaş,
hem ülke içinde hem dışında en iyi ekspertizi yapıp en güzel
pazarlama ve danışmanlık hizmetini verir hale gelmiş.
Seçim zamanları en az bir yıl önceden tespit edilmiş, aday olan kişiler ve guruplar hem internet ortamında hemde odaların hazırladığı gün ve saatlerde toplantılarla demokratik şekilde projelerini anlatır olmuşlar,
Öyle günler görmüşler ki, Ticaret Odasında veya Esnaf Odasında
Emlâk Komiteleri seçim yapınca, katılım oranı % 90?lara ulaşmış.
Müşteriler Emlâk ofislerine değil de "derman ofislerine" gider olmuşlar.
Emlâkçilik, o ülkede en takdir edilen meslek olmuş.
Ne diyelim, darısı başımıza…

Birçok başarının temelinde insanların gördükleri ve inandıkları hayaller vardır. Kurtuluş savaşı ve Çanakkale zaferleri de bazıları için hayaldi…

"Dünyanın en iyi Emlâkçileri bu topraklardan çıkmıştır ve çıkacaktır"

Saygılarımla, Hakan Güngör
( ABEM ) Ankara Bizim Emlâk Müşavirleri Derneği Başkanı

2008 EMLAKÇILARIN “ALTIN YILI” OLACAK

26 Aralık 2007

                                

2007 de yaşanan kısmi durgunluk maalesef emlak müşavirlerinde önemli sıkıntılara sebep oldu.Giderleri yeniden ayarlamak,Hayat Standardlarından fedakarlık etmek,Çalışan sayısını azaltmak gibi önlemlerin yanı sıra  maalesef işlerini tasfiye etmek zorunda kalanlar ve  müşterilerini mağdur eden emlakçılarda oldu. Geçmiş yılların uygun ortamında piyasaya giren özellikle bayilik sistemine(franchising) dahil olan coğu önemli paralar harcayarak ve aylık da ödentiler yaparak  emlakçılık mesleğine apar topar gösterişli, havalı. Ne yazıkki içi boş ve aldatmaca  eğitimlerle giren emlakçılıkla ilgisi olmayan başka mesleklerden gelen “mesleğe yabancı emlakçıların”  en çok mağdur olan ve zarar görenler olduğu,Yıllardır emlakçılık yapan profesyonel Bölge emlakçıların sözkonusu kısmi durgunluktan daha az etkilendikleri gözleniyor.

2006 yılın öncesine kadar deprem sonrası durgunluğu,hükümetin ekonomik kararları,,Banka faizlerinin düşük olmasının yarattığı yüksek talep sonucu emlak sektöründe yaşanan canlılık 2006 yılının 2.döneminden itibaren yavaş yavaş yerini durgunluğa bıraktı  ve bu durgunluk  sürmektedir.

2006 Haziran ile 2007 yılı Kasım ında bazı uc noktalar dışında fiyatlar aşağı yukarı aynıydı.Bu 18 aylık dönemde beklenen artışları sağlamayan gayrimenkul de  dönem boyunca pek az değişiklik oldu.

Tasarruf sahiplerinin Günümüzde yaşanan ve biteceğini ümit ettiğimiz kısmi savaş durumunun ,Mortgage yasasının ve onun devamında gelecek düzenlemelerin 2008 de bitmiş bir şekilde yürürlüğe girecek olması bununla birlikte banka faizler ininde en az %1 ve altına  inmesi beklentisi 2008 de gerçekleşmesi ile birlikte daima risksiz ve uzun vadede en karlı ihtiyac ve yatırım aracı olarak bildikleri ,gördükleri Gayrimenkul’e yöneleceklerdir ve Emlakçılar  “altın çağını “yaşamaya başlayacaklardır 2008 yılı Mart ayı itibariyle yaşamaya başlayacağımız Bu altın çağını emlakçıların kaçırmamaları için oluşacak piyasayı doğru tahlil etmeleri arz ve talep dengeleri arasında uçurumun oluşmamasına çok dikkat etmeleri ve gayrimenkulun fiyatını belirlemede azami dikkat göstermeleri hayati önem taşımaktadır.

 

Bir başka hususta Emlakçıların yapılan Toplu Konut Projelerinden İnşaat firmaların açgözlülüklerinden dolayı pazarlamada yeterince pay alamamalarıdır.Özellikle son yıllarda hükümet,yerel ve özel sektörün sürdürdüğü toplu konut hareketine paralel olarak emlak sayısında meydana gelen artış bu emlaklerin satışında inşaat firmalarının kendi bünyelerinde kurdukları amatörce çalıştırdıkları satış ofisleri sayesinde Gayrimenkul pazarlamasında uzman emlakçıların yeterince pay alamamalarına sebep olmuştur.Bu yanlışı emlakçılar bölgelerindeki inşaat firmalarına mutlaka anlatmalıdırlar ve bu firmaların mutlaka emlakçıların pazarlamadaki uzmanlık,güç ve dinamizmlerinden yararlanmalarının onların yararına olacağına  ikna etmelidirler. Emlakçıların satıştaki tecrübe ve bilgi birikimlerinden  yararlanmayan inşaat firmalarının 2008 de emlakçılarda  oluşmaya başlayacak lüks inşaatlardaki daire talep enflasyonu durumundan yarlanamayacakları konusu onlara mutlaka anlatılması gerekiyor.

Bu hususta ve başka konulardada en önemli görev emlakçıların haklarına sahip çıkmalarını beklediğimiz ilgili odalara düşüyor.Bu oda yöneticilerin tamamı gelişen sektörü takip etmekte zorlanıyorlar ve devamlı küçük hesaplar peşinde koşmaktan maalesef isteyebilecekleri ve emlakçılara önemli kazançlar sağlayabilecekleri büyük hesapların önünü kapatıyorlar.Örnek isteyenler için Emlakçı-Bankalar ilişkisini verebilirim.İstanbuldaki emlakçılar esnaf odasının bir bankayla yaptığı anlaşma gereği emlakçıları müşterilerine o bankadan kullandırdıkları kredi karşılığında binde 3 sadaka aldırıyorlar,oysa ellerindeki gücün bilincinde olsalar ve bu gücü doğru tahlil edebilselerdi değil binde en az YÜZDE 1 veya 2  almaları gerekirdi emlakçıların.

Aynı durum emlakçıların portföyünden  yararlanan ve varlıklarını emlakçılar sayesinde sürdüren İnternet üzerinden çalışan ve emlakların satışına para karşılığı destek olan ve büyük kazançlar sağlayan siteler içinde geçerlidir.

Yeni Umutlarla gireceğimiz ve hepimiz için “altın yılı” olmasını beklediğimiz 2008 yılına kadar sabır ve bol kazançlar diliyorum.

İstanbul Emlak Müşavirleri Derneği

Yönetim Kurulu Başkanı

Rıza Kaymakcı

UYARI

13 Aralık 2007

                                                                  

Yakında zamanda birçok Tapu dairelerinde  TAKBİS uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamayla birlikte önemli sorunlar ortaya çıktığını meslektaşlarımızdan öğrenmekteyiz.Bunlardan birtanesi İpotekli satışlarda yaşanmakta.Tapu daireleri Müracaata önce satış talebini kayda alıp ipotek işlemini başka bir güne bırakmak istemektedirler ve bu problemli uygulamanın sorumlusu olarak takbisi göstermektedirler. Bu uygulamanın yanlış olduğunu takbis te satış ve ipotek işleminin aynı gün içersinde yapılmasına engel olmadığını bunun tamamen tapu dairelerindeki bilgi eksikliliğinden kaynaklandığını meslektaşlarımıza duyurur bu ve buna benzer aksaklıkları dernek merkezine mutlaka bildirmelerini öneriyoruz.Takbis uygulamasından kaynaklanabilecek sakıncalı ve telafisi zor olan işlemlere girmeden önce mutlaka bilgi almalarını  önemle duyurur hayırlı işler dileriz.

İSTANBUL EMLAK MÜŞAVİRLERİ DERNEĞİ

YÖNETİM KURULU

12 Aralık 2007

‘Emlak Komisyocusu’ olarak kalmayın, ‘Emlak Müşaviri’ olun!

Enflasyon ve ona bağlı olarak faiz oranlarındaki düşüş gayrimenkulü son 2-3 yılın gözde sektörü haline getirdi. Hala istenilen seviyelerden uzak olmasına karşın faiz oranlarının düşmeye başlaması ve mortgage sisteminin devreye girmesiyle konut satın alma eğilimi ve oranı yükseldi.

Haliyle böyle bir tablo hem inşaat geliştiricilerinin(firmalar) hem de satış-pazarlama firmalarının sayısını da hızla artırdı. Sektöre girişler firma ve istihdam anlamında deyim yerindeyse patladı. Tekstilden umudunu kesen inşaatçılığa, 2001 krizinden ağır yaralı olarak çıkan yüzlerce finansçı da emlak brokerlığı ve danışmanlığına soyundu. Bu aslında sektörün kalite kazanması için yararlı da oldu.

EMLAK ZİNCİRLERİ ÇOĞALIYOR…

 

1980’li yıllardan beri neredeyse sektörün tek organize aktörü olan TURYAP’ın yanına son 7 yıl içerisinde yeni oyuncular eklendi. Özellikte 2000 yılında Remax’in Türk piyasasına adım atmasıyla birlikte yabancı sermayenin ilgisi de yoğunlaştı. Realty World, Century 21, Arthur Miller, Coldwell Banker gibi uluslar arası zincirlerin Türk piyasasına girişlerine, Reha Medin, Koçak Gayrimenkul, Sefa Gayrimenkul, WEC International, Aktüel emlak, Retürk, Turpa gibi çok sayıda yerli emlak zincirleri de rekabete dahil olarak yanıt verdi. Böylece sektörel gelişim yeni bir boyut kazandı.

Yabancı zincirlerin getirdiği “know-how” ve güçlü sermaye yapılarıyla sektörün kurumsallaşmasında önemli adımlar atıldı. Teknoloji kullanımından, ofis dizaynına, veri tabanı oluşturmaktan müşteri ilişkileri yönetimine, finasmandan sigortaya kadar yepyeni hizmetler devreye girdi.

BİR MASA, BİR SANDALYE DÖNEMİ BİTİYOR…

 

Emlak sektörünün neredeyse klasik sözü haline gelen “bir masa, bir sandalye” emlakçılık dönemi sona ermeye başladı.

Kuşkusuz halen piyasada merdiven altı emlakçılık yapmaya çalışan çok sayıda kişi var. Ama sektör içinde yer alanlar, değişimin ne yönde olduğunun farkında. Son 2-3 yıldır hemen her kentte “Emlak Komisyoncuları Odası” kuruldu. TSE belli iş standartları ve sertifika zorunluluğu getirdi. Tapu Müdürlükleri oda sertifikası olmayan emlakçıların iş takiplerini durdurdu. Ama tüm bunlar emlakçılık sektöründeki kaosu sona erdirmedi. Halen taslak aşamasında olan “Emlak Müşavirliği” yasasının çıkarılamamış olması bu karmaşanın sürmesindeki en önemli etken. Sanırım önümüzdeki aylar da bu tasarı gündeme gelecek. Ancak tasarının hızla gündeme gelememesindeki en önemli unsur, son yıllarda sektöre hızla giren zincirlerle yıllardır mesleği amatörce de olsa sürdüren binlerce sektör temsilcisinin tasarının içeriğine ilişkin uzlaşamaması ve taraflar arasında artan tansiyon.

Özellikle üniversite mezunu olmak, sınırlı merkezi sınav hakkı gibi maddeler tarafların uzlaşamadığı noktalar.

Ancak, şurası açık ki, sektöre düzen getirecek bir yasaya acil ihtiyaç var. Mortgage sistemiyle finansman kanallarının çeşitlenmesi, sigortacılığın sektöre daha fazla entegre olması, gayrimenkulün bir yatırım aracı olarak daha belirgin olarak ön plana çıkması artık emlakçılığın “bir masa, bir sandalye” modeliyle yürütülemeyeceğinin işareti. Bir taraftan nitelikli hizmet için yatırım yapanlar ve değer üretenlerle, diğer taraftan yalnızca alıcı ile satıcı arasında durup “komisyon alma” sistemini aynı kulvarda sürdürmek zor.

O halde artık olması gereken bir taraftan güçlü yasal düzenlemelerin devreye girmesini sağlamak için uğraş vermek, diğer taraftan da sektörün istihdam kalitesini artırmak. Yani, gerçekten sektör içerisinde nitelikli biçimde yer almak isteyenle, istemeyeni ayırmak.

Emlak zincirleri kendi iş projeleri kapsamında kendi ofislerinin ve personelinin kalitesini artırmak için mesleki eğitimlerini kendi iç bünyelerinde ya da çeşitli eğitim kurumlarıyla birlikte çalışarak sürdürüyorlar. Burada önemli olan bağımsız olarak çalışan emlakçılara mutlaka yeni dönemi ve neyin gelmekte olduğunu anlatabilmek.

GELECEĞİ GÖREN VE HAZIRLANAN AYAKTA KALACAK…

Yasal düzenlemeler gecikse bile artık niteliksiz emlakçıların sektör içerisinde ayakta kalması çok zor. Çünkü mortgage sistemi devreye girdikçe artan sorumluklar ve zincirleme riskler nedeniyle gayrimenkul değerlemesinden, sigortalamasına kadar uzmanlık hizmetine ihtiyaç olacak. Emlakçılık artık finansmana ve gayrimenkul sektörüne bütünleşik olarak hakim olmadan ya da bu hizmetler bir firma bünyesinde birlikte sunulmadan sürdürülmesi zor. Kaldı ki, birçok finansman kuruluşu da giderek profesyonel çalışan emlak zincirleriyle iş ortaklıklarına gidiyor.

Özetle, halen emlakçılık işlerinde alım satımlara aracılık eden çok sayıda kişi önümüzdeki yıllarda sistem dışına ya çıkacak ya da sistem kendi doğası gereği sistem dışına itecek. O halde sistem dışına çıkmak istemeyen emlakçıların yapacağı tek şey, kendisini sistemin gerekliliklerine uyumlu hale getirmek. Burada da başvurulacak iki yol var, ya bir emlak zincirinin çatısı altına girerek onun eğitimlerinden ve altyapısından yararlanacaksınız ya da bağımsız kalınmakta ısrar ediliyorsanız kendinizi ve işinizi yeni dönemin ihtiyaçlarına göre profesyonel hale getireceksiniz. Bunun dışında sektörde kalma şansınız neredeyse imkansız.

UZMANLAŞMAYAN VE KURUMSALLAŞMAYAN GİDECEK…

Sektörün temel kavramlarına ve bilgisine hakim olmadan, örneğin kadastro, kentsel planlama, tapu sistemi, vergi uygulamalarını bilmeden, gayrimenkul projelerinden haberdar olmadan, bölgesel emlak endekslerini ve ekonomik parametreleri takip etmeden, mortgage sistemini bilmeden, finansman kuruluşlarının kredi modellerini öğrenmeden, reklam tanıtımın nasıl yapılacağını kavramadan, teknoloji ve özellikle interneti iş sürecinizin etkin parçası haline getirmeden emlakçılık yapmanız mümkün değil…

Kendinizi yeni süre nasıl hazıralayacaksınız? Nerede, hangi eğitimler, konferanlar yapılıyor? İnternetti nasıl daha etkin kullanacaksınız? Reklam ve tanıtımı nasıl daha etkin yapabilirsiniz? Nasıl markalaşabiliriniz? Kredileri nasıl daha etkin takip edebilirsiniz?

İşte buna benzer birçok sorunun yanıtını bu blogtaki yazılarımla birlikte arayacağız. Umarın, yazılarımın ufkunuzun açılmasında, kariyerinizin ve işlerinizin gelişmesinde bir nebzede olsa katkısı olur…