YASA TASARISI VE SORUNLAR ÜZERİNE NET GÖRÜŞLER…
22 Temmuz 2008
Bundan önceki yazımda şu andaki yazımın konusunun ‘Emlak Müşavirliği Yasa Tasarısı’ üzerine olacağını duyurmuştum. Beni takip edenler hatırlayabilir. Yasa Tasarısına ilişkin son yazılarımı 2006 yılı sonu ile 2007 yılı başlarında ‘Emlak Müşavirliği Yasa Tasarısına Karşıyım’ 1,2,3 başlığı altında yazmıştım. Yani peşi sıra üç yazı ile ancak düşüncelerimi ifade edebilmiştim. Çok iyi hatırlıyorum olumlu ve olumsuz çok sayıda tepki almıştım.
Şöyle bir bakıyorum o günden bugüne neler değişmiş diye. Sadece Mortgage(tutsat) yasası çıkmış ancak değişen fazlada bir şey olmamış gibi görünüyor.
Değişen fazla bir şey olmamış derken mortgage yasasının piyasadaki getirdiği değişikliklerden bahsediyorum. Zira tüketici hala eskiden olduğu gibi almayı düşündüğü konut için seçtiği Bankaya müracaat ediyor. Banka yine çalıştığı değerleme şirketi vasıtasıyla eksper gönderip ekspertiz raporu hazırlatıyor. Bunu dosya gideri diye tüketicisine yansıtarak ücretini alıyor. Ekspertiz raporuna göre çıkan değer üzerinden hesaplama yapılarak tüketicisinin tercih ettiği konut kredi enstrümanlarından birini kullandırıyor demeyi çok isterdim. Zira Mortgage yasasının esas gayesi ekonomik platformda tüketiciye çeşitli kredi enstrümanları sunmak ve akabinde ipoteklerin menkul kıymete dönüştürülmesi idi. Ancak bu o kadar kolay değil. Bunun için çok güçlü siyasi ve ekonomik istikrar gerekiyor. Kaldı ki bu yılın başından itibaren Mortgage konusunda en deneyimli ve en güçlü ekonomiye sahip ABD’de yaşanan ve neredeyse bütün dünyayı saran Mortgage kaynaklı krizden sonra Türkiye’de Mortgage yasasına daha mesafeli ve daha sağlam durmak gerektiği gerçeği ile karşı karşıya kalmış görünmektedir. Bu konuda unutulmaması gereken en önemli husus şudur. Bankaların Mortgage yasası çıktıktan sonra piyasaya sundukları konut kredisi enstrümanlarına karşın tüketicilerin neredeyse tamamına yakın kısmı hala Mortgage yasalaşmadan önce olduğu gibi sabit konut kredisini tercih etmektedir. Bunu da ifade ettikten sonra Mortgage yasası ile birlikte piyasada değerleme şirketleri,değerleme uzmanları,broker’lar ve gelecekte konut değerleme uzmanlarının önemli olacağı gerçeği de unutulmamalıdır.
Piyasanın Mortgage tarafı böyle peki diğer tarafta kimler var. Yasa tasarı taslağında adı ‘Emlak Müşavirliği’ diye geçtiği için Emlak Müşavirleri var. Belki yetişme açısından bakıldığında yanında çalışan Emlak Komisyoncuları var. Halihazırda bu grubun bir yasası varmı? Yok tabii ki. Ne var peki.Bana göre geçicide olsa genel olarak ‘Emlakçılık’işini yapanları kapsayan ancak hayata geçirilememiş sahip çıkılamamış 08.Temmuz.2003 tarihinde 25162 sayılı Resmi Gazetede ‘EMLAK KOMİSYONCULUĞU HİZMETLERİ GENEL KURALLAR’ başlığıyla yayınlanan ‘MESLEKİ STANDART TEBLİĞİ’ var. Bu konudaki gerçek şudur. Bu tebliğ ‘Türk Standartları Enstitüsü Hizmet Standartları Hazırlık Grubunca’ hazırlanmış olup Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ölçüler ve Standartlar Genel Müdürlüğünce yürütülmektedir. Bu kadar zaman geçmesine karşın getirdiği Emlak Müşavirliği yapanların sertifika kazanımı olmuştur. Bu husus ayrı bir inceleme ve yazı konusudur. Kısacası Emlak Müşavirliği yapanlara Ticaret Odasına kayıtlı isler Ticaret Odalarının,Esnaf Odasına bağlı iseler Esnaf Odalarının açmış olduğu kurslara katılarak zorunlu olarak sertifika alma zorunluluğu getirilmiştir. Burada bir hususa daha dikkat çekmek gerekmektedir. Adına ne derseniz deyin ister kanundaki boşluklar,isterseniz politika deyin 1999 yılına kadar Emlak işi yapan tacirler sadece Ticaret Odalarına üye olurken 22.Ocak.1999 yılında 23588 sayılı Resmi gazetede yayınlanan karar gereğince artık ‘Esnaf Sanatkarlar’ bünyesinde kurulan Emlak Meslek Odalarına da üye olabilmektedir. Bu ayırımdan dolayı tüm Emlak işi yapmakta olanları tek çatı altında toplamak mümkün olamayacağı gibi sorunların çözümünün zorlaşacağı kaçınılmaz gibi görünmektedir.
Çok önemli gördüğüm bir konuda herkesin bildiği üzere bir gayrimenkulun gerçek satış değeri ile beyan değerinin çoğu zaman birbirini tutmaması meselesidir. Bu durum inşaatın başından itibaren değerlendirildiğinde tahmin edileceği gibi tapu harcı,KDV ve gelir vergisi yönünden kayba neden olmaktadır. Uzmanlar genel olarak en büyük vergi kaybının ilk üretimde olduğunu ifade etmektedirler. Bunun önlenebilmesi alıcı ile satıcı arasındaki menfaatlerin ortadan kaldırılması ile gerçekleşebilir.
Netice;İşte tamda burada son bahsettiğim konu kayıt dışı ekonominin kayıt altına alınması gibi görülebilir ancak ,gerek birinci gerekse ikinci el konut satışları ile bu ve bunun gibi yazımın içinde geçen birçok aksaklığın ortadan kaldırılabilmesi için Hükümetimize büyük iş düşmektedir. Yani gayrimenkul piyasasının alt ve üst yapısının mutlaka yeniden ele alınması gerekmektedir. Sorunlar büyümüş ve büyümeye devam etmektedir. Mortgage yasası,brokerlığı,değerleme şirketleri,değerleme uzmanlığı,konut değerleme uzmanlığı,emlak müşavirliği,emlak komisyonculuğu,mesleki standart tebliği,Tapu ve Kadastro ve çıkarılacak Yasalar başlı başına ana ve bağımsız konular olsa dahi birbiriyle yakın ilişki içindedirler. Bana göre bu konulara tek elden bakılarak sorunların kısa sürede çözülebilmesi tamamının tek elden yürütülmesi ile mümkün olabilir. Bu açıdan bakıldığında Hükümetimize acizane çağrı ve önerim hangi Bakanlığa bağlanır bilemem ama bu sorunları çözebilecek acil bir GAYRİMENKUL MÜSTEŞARLIĞI’nın kurulmasıdır.
Resul MEDİN EMLAKİUM Yönetim Kurulu Başkanı www.


